Deneyim önizlemesi
Health Pro Club · Health Pro Club · Araştırma değerlendirmesi

“Bilim Dünyasında Açlık: Güzelleme mi, Gerçeklik mi?”

·
“Bilim Dünyasında Açlık: Güzelleme mi, Gerçeklik mi?”
BeslenmeLongevityOnkolojiDiyabet ve metabolizmaObeziteEnfeksiyon hastalıklarıKlinik araştırmalar

Beslenme konusunda açlık ve yetersiz beslenmenin olumsuz etkileri genellikle herkes tarafından bilinir. Çok yemenin de az yemenin de olumsuz bazı sonuçları vardır.  Beslenme hakkında fikri olan herkes, dengeli ve yeterli beslenmenin öneminin farkındadır. Yetersiz beslenmenin etkilerini çoğumuz besin ögesi yersizliğine bağlı yorgunluk, unutkanlık veya saç ve tırnak sağlığındaki olumsuz değişikliklerle fark etmişizdir. Yeterli ve dengeli beslenmenin yanında açlık, son zamanlarda diyet ve sağlık dünyasını karmaşık bir hale getirdi. Bilimsel araştırmalar, açlığı sadece bir vücut sinyali olarak görmek yerine, sağlığı iyileştiren bir süreç olarak ele alıyor. Fakat bu süreç, her birey için aynı olumlu sonuçları doğurur mu ve her besindeki makro ve mikro besin ögeleri tek başına bu kadar önemliyken, beslenmede "açlığın" bilim dünyasında daha fazla gündem olmasının nedeni nedir?

Açlık, vücutta enerji eksikliği durumunu gösteren bir sinyaldir. Beynimizdeki hipotalamus bölgesi, kan şekeri düştüğünde açlık hissini tetikler. Vücut, bu durumda önce depoladığı şekerleri (glikojen) sonra ise yağları enerji olarak kullanmaya başlar.  Açlık, vücutta enerji dengesinin bozulmasına ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Ancak bazı durumlarda, kontrollü açlık, belirli sağlık faydaları sağlamak amacıyla kullanılıyor. Açlığın da her şey gibi azı yarar, çoğu ise zarar. Açlık için bir aptal açlık vardır bir de akıllı açlık vardır diyebiliriz. Örneğin, aralıklı oruç gibi açlık düzenlemeleri, metabolizmayı hızlandırabilir, hücresel temizlik (otofaji) süreçlerini tetikleyebilir ve bağışıklık sistemini güçlendirebilir.

Otofaji, hücre içindeki makromoleküllerin ve organellerin keseciklere alınarak lizozomlarla birleşmesi ve burada parçalanması sürecidir. Kısa ömürlü proteinler ubikitin-proteozom sistemiyle, uzun ömürlü proteinler ve organeller ise otofaji yoluyla parçalanır ve oluşan yapı taşları (örneğin aminoasitler) hücre tarafından yeniden kullanılır. Otofaji, hücrenin açlık gibi stres koşullarıyla karşılaştığında besin elde etmek için başvurduğu bir mekanizmadır.

Başlangıçta, otofaji besin yokluğunda hücre içindeki moleküllerin geri dönüşümünü sağlayarak hücrenin stres koşullarına uyum sağlamasına yardımcı olduğu ve homeostazisinin korunmasına katkıda bulunduğu gösterilmiştir. Zamanla yapılan araştırmalar, otofajinin metabolizma düzenlemesi, hücre farklılaşması, yaşlanma, hücre ölümü ve bağışıklık sistemi gibi birçok biyolojik süreçte önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Otofaji anormallikleri ise kanser, enfeksiyon hastalıkları ve nörodejeneratif hastalıklar gibi sağlık sorunlarının sebeplerinden biri olarak gösterilmektedir.

Beslenme ve diyetin bireysel ihtiyaçlara göre yönetilmesi gerektiği gibi, açlık düzenlemelerinin de kişiye özel ve kontrollü bir şekilde yapılması önemlidir. Akıllı açlık ile aptal açlık arasındaki farkı bilmek, sağlıklı bir yaklaşım için gereklidir. Akıllı açlık, düzenli ve bilinçli bir şekilde uygulandığında vücuda fayda sağlayabilir, metabolizmayı hızlandırabilir ve hücresel temizlik (otofaji) süreçlerini tetikleyebilir. Ancak açlık yanlış yönetildiğinde, sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle açlık, doğru şekilde ve dikkatli bir şekilde yönetilmelidir.

Oruç taklit eden diyet yaklaşımı, stres direncini artıran, inflamasyonu azaltan ve metabolizmayı optimize eden evrimsel olarak korunan adaptif hormonal ve hücresel tepkileri harekete geçirir. Deneysel çalışmalar, obezite, kanserler, nörodejeneratif bozukluklar ve diyabet gibi kronik hastalıklar üzerinde diyet kısıtlaması ve aralıklı orucun etkili hastalık değiştirici etkilerini göstermiştir. Aralıklı ve periyodik enerji kısıtlaması, tip 2 diyabetli kişilerde glisemik kontrol üzerinde değişken etkiler gösterse de, 12-20 hafta süren enerji alımının ciddi şekilde sınırlanması, hastalığın remisyonunu kolaylaştırabilir. Ancak, uzun süreli enerji kısıtlaması, bazı kişiler için zorlu olabilir ve kilo kaybını sürdürebilmek için destek gerektirebilir.

Tarihte de, oruç çok eski zamanlardan itibaren hem fiziksel hem de manevi sağlık için kullanılmış bir uygulamadır. Antik Yunanlılar, orucun bilişsel yetenekleri geliştirdiğine inanıyordu. Hipokrat, "Hasta olduğunuzda yemek yemek, hastalığınızı beslemektir" diyerek orucun şifa veren etkisini vurgulamıştır. Plutarch, "İlaç kullanmak yerine, bugün oruç tutmak daha iyidir" diyerek orucun tıbbi değerine dikkat çekmiştir. Toksikolojinin kurucusu Paracelsus da orucu "içimizdeki doktor" olarak tanımlamış ve Benjamin Franklin de oruçla ilgili olarak, "Tüm ilaçların en iyisi dinlenmek ve oruç tutmaktır" diyerek oruç tutmanın sağlığa katkı sağladığını savunmuştur. Oruç tutma uygulaması günümüzde de pek çok büyük dinin bir parçası olarak devam etmektedir. Bu eski düşünceler, günümüzde bilimsel çalışmalarla desteklenmiş ve orucun sağlık üzerindeki olumlu etkileri giderek daha fazla kabul görmüştür.

FMD (Oruç Taklit Eden Diyet) ve Akdeniz Diyeti (MD) arasındaki kardiyovasküler hastalık riski ve metabolik sağlık üzerindeki etkilerini karşılaştıran bir randomize kontrollü çalışmada, her iki diyetin de endotel fonksiyonu üzerinde benzer etkiler gösterdiği bulunmuştur. Araştırmada arteriyel uyum (AC1/AC2) ve reaktif hiperemi indeksi (RHI) gibi parametrelerle endotel fonksiyonu değerlendirilmiş. Her iki diyetin arteriyel uyum üzerinde önemli bir iyileşme sağlamadığı ancak FMD grubunda gözlemlenen RHI azalmasının, endotel fonksiyonundaki bir bozulma yerine FMD’nin gençleştirici etkisiyle ilişkili olduğu ifade edilmiştir.

FMD ve MD, kardiyometabolik hastalık risk faktörleri üzerinde farklı etkiler yaratmıştır. FMD, insülin direnci, HbA1c ve HOMA-IR gibi metabolik belirteçlerde uzun vadeli iyileşmeler sağlamışken, MD grubu daha fazla diyabet gerilemesi göstermiştir. Ancak MD grubunda başlangıçta daha fazla diyabetli birey bulunduğundan, bu değişikliklerin istatistiksel anlamlılığı etkilenmiş olabilir. FMD, yağsız vücut kütlesini koruma konusunda daha etkili bulunmuş ve özellikle karın yağını hedefleyen bireylerde avantaj sağlamıştır. FMD, kısa vadeli bir müdahale olarak uygulanabilirken, MD uzun süreli diyet değişiklikleri gerektirir. MD’nin uzun süreli uygulanması, yağsız vücut kütlesi kaybına yol açarken, FMD bu kaybı engellemiştir. Ayrıca, FMD’nin RHI üzerinde oluşturduğu azalma, endotel fonksiyonundaki bir iyileşmeden çok, biyolojik yaşın gençleşmesiyle ilişkilendirilebilir.

Bu bulgular, FMD’nin biyolojik yaş üzerinde olumlu etkiler sağladığını ve kardiyometabolik sağlık risklerini iyileştirdiğini göstermektedir. FMD’nin gençleştirici etkileri, metabolik sağlık üzerinde önemli iyileşmeler sağlarken, MD’nin uzun vadeli uygulamalarla daha fazla diyabet gerilemesi göstermesi, her iki diyetin de kardiyometabolik sağlık risklerini iyileştirmede etkili olduğunu ortaya koymaktadır.

FMD, kanser ve otoimmün hücrelerini öldürerek sağlıklı hücreleri korur, iltihabı azaltır ve sistematik rejenerasyonu destekler. Klinik çalışmalar, FMD'nin insülin direncini azalttığını, pre-diyabet belirteçlerinde iyileşme sağladığını, hepatik yağ oranını düşürdüğünü ve biyolojik yaşı 2,5 yıl geriye ittiğini göstermektedir. Bu bulgular, FMD’nin metabolik hastalıklar ve kardiyometabolik risk faktörleri üzerinde etkili olduğu ve biyolojik yaşın geriye gitmesine olanak tanıdığına işaret etmektedir.

Aralıklı açlık (IF) ve periyodik oruç (PF) gibi diyet yaklaşımları, farklı açlık döngüleri ve sıklıklarıyla çeşitlenebilir ve obezite tedavisinde sağlık üzerinde potansiyel olumlu etkiler gösterdiği için son yıllarda giderek daha fazla ilgi görmektedir. Bu diyetler, enerji kısıtlaması sağlayarak vücut ağırlığını azaltmada etkili olabilir. Ancak uzun açlık süreleri, bireylerin diyete uyumunu zorlaştırabilir ve bazı olumsuz sonuçlar doğurabilir, örneğin Ramazan orucu gibi uzun süreli oruç uygulamalarında yeme ataklarıyla, binge eating, vücut ağırlığının geri kazanılması gözlemlenmiştir.

Dönüşümlü açlık, 8-12 hafta süren uygulamalarla vücut ağırlığını %4-8 oranında azaltabilir. Bununla birlikte, düşük karbonhidratlı diyetlerin olumlu etkileri varken, düşük yağlı diyetlerin etkileri konusunda çelişkili veriler bulunmaktadır. Aralıklı açlık diyetlerinin obezite tedavisindeki olumlu etkileri gösterilmiş olsa da, uzun dönemdeki etkileri henüz netleşmemiştir ve bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Aralıklı açlık diyetlerinin yağsız vücut kütlesini koruma üzerindeki etkileri sınırlıdır. Araştırmalar, aralıklı açlık ve sürekli enerji kısıtlamasının yağsız kütle kaybı üzerinde benzer sonuçlar verdiğini ve bu kaybın diyetin protein içeriğiyle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, IF ve FMD gibi diyetler, organizmanın enerji depolarını koruyarak metabolizmayı iyileştiren yolları aktive eder ve hücre yenilenmesi, biyolojik yaşın gençleşmesi gibi faydalar sağlar. FMD, kardiyometabolik sağlık risklerini iyileştirirken, IF'nin organizma türüne ve uygulama süresine bağlı olarak değişken etkiler gösterdiği belirtilmiştir.

Ancak, hem aralıklı açlık hem de FMD'nin uzun dönemli etkileri henüz tam olarak belirlenmemiştir. Çoğu çalışma kısa süreli ve küçük örneklem gruplarıyla yapılmıştır; bu nedenle, bu diyetlerin uzun vadeli etkilerini anlamak için daha fazla ve kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır. Ayrıca, bu tür diyetlerin dikkatli bir şekilde uygulanması gerektiği unutulmamalıdır, çünkü uzun süreli açlık ve yetersiz beslenme sağlık sorunlarına yol açabilir. Sağlıklı bir diyet, vücudun tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dengeli bir şekilde düzenlenmeli ve yeterli protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin alımına dikkat edilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenme, sağlıklı bir yaşam için en doğru yaklaşımdır.

Açlık bazı diyetlerde faydalı olabilir, ancak her birey için aynı şekilde işlemez. Aralıklı açlık ve FMD gibi diyetler potansiyel faydalar sağlasa da, bireysel metabolizmal farklılıklar göz önünde bulundurulmalı ve bu diyetlerin uzun süreli uygulanması konusunda dikkatli olunmalıdır. Uygulanan diyet kontrollü olarak bilinçli bir şekilde yapılmalıdır. Diyetlerimizde hedeflerimiz ve sonuçları arasında bilimsel kaynaklı bir bağlantı olmalıdır ki Hipokratın da dediği gibi besinler ilacımız olsun. 

Kaynakça:

  • Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi Cilt: 2 • Sayı: 4 • Ekim 2011 s.184-194
  • DOI: https://doi.org/10.33076/2020.BDD.1291
  • DOI: https://doi.org/10.33076/2020.BDD.1302
  • Longo VD, Di Tano M, Mattson MP, Guidi N. Intermittent and periodic fasting, longevity and disease. Nat Aging. 2021 Jan;1(1):47-59. doi: 10.1038/s43587-020-00013-3. Epub 2021 Jan 14. PMID: 35310455; PMCID: PMC8932957.
  • Vasim I, Majeed CN, DeBoer MD. Intermittent Fasting and Metabolic Health. Nutrients. 2022 Jan 31;14(3):631. doi: 10.3390/nu14030631. PMID: 35276989; PMCID: PMC8839325.
  • Patterson RE, Laughlin GA, LaCroix AZ, Hartman SJ, Natarajan L, Senger CM, Martínez ME, Villaseñor A, Sears DD, Marinac CR, Gallo LC. Intermittent Fasting and Human Metabolic Health. J Acad Nutr Diet. 2015 Aug;115(8):1203-12. doi: 10.1016/j.jand.2015.02.018. Epub 2015 Apr 6. PMID: 25857868; PMCID: PMC4516560.
  • Brandhorst, S., Levine, ME, Wei, M. ve diğerleri. Oruç taklit eden diyet, biyolojik yaşın ve hastalık riskinin azaldığını gösteren hepatik ve kan belirteçlerinde değişikliklere neden olur. Nat Commun 15 , 1309 (2024). https://doi.org/10.1038/s41467-024-45260-9
  • van den Burg, E.L., Schoonakker, M.P., van Peet, P.G. et al. Integration of a fasting-mimicking diet programme in primary care for type 2 diabetes reduces the need for medication and improves glycaemic control: a 12-month randomised controlled trial. Diabetologia 67, 1245–1259 (2024). https://doi.org/10.1007/s00125-024-06137-0
  • Mishra, A., Fanti, M., Ge, X. et al. Fasting mimicking diet cycles versus a Mediterranean diet and cardiometabolic risk in overweight and obese hypertensive subjects: a randomized clinical trial. npj Metab Health Dis 1, 1 (2023). https://doi.org/10.1038/s44324-023-00002-1
  • Brandhorst, S., Levine, M.E., Wei, M. et al. Fasting-mimicking diet causes hepatic and blood markers changes indicating reduced biological age and disease risk. Nat Commun 15, 1309 (2024). https://doi.org/10.1038/s41467-024-45260-9
SANA UYGUN BİR DÜNYA

Seni biraz tanıyalım.

Mesleğini ve ilgi alanlarını seç. Keşif ekranını senin için düzenleyelim.

Seçimlerin bu tarayıcıda saklanır. Bu önizlemede üyelik oluşturulmaz.
KENDİ DÜNYANI YANINDA TAŞI

Kaynakların seninle kalsın.

Giriş yap; kaydettiğin kaynaklara ve ilgi alanlarına farklı cihazlardan ulaş.

E-postana gönderilen kodla giriş yap. Kaynakların ve tercihlerin hesabında saklanır.