Deneyim önizlemesi
Health Pro Club · Health Pro Club haberi

Eşdeğer mi? Muadil mi? Replika mı?

·
Eşdeğer mi? Muadil mi? Replika mı?
Koruyucu sağlıkİlaç güvenliğiBeslenmeRuh sağlığıHemşirelikEczacılık

Eczane stajıma başladığım ilk haftaydı. Hastaya reçetede yazan ilacın yerine eşdeğerini sunduğumda, hasta kaşlarını çattı ve “Doktor aynısı olsun dedi ama...” dedi. Ona elimdeki ilacın aynı etkin maddeyi aynı oranda içerdiğini, test edildiğini ve Sağlık Bakanlığı tarafındanaynı etkiyi göstereceğinin onaylandığını anlattım. Hasta kaşlarını çatmayı sürdürerek sessizcealdı ilacı, ama o sessizlik bana büyük bir gürültü olarak kaldı. O an anladım ki eşdeğer ilaçsadece bilimsel bir mesele değil; aynı zamanda psikolojik, hatta duygusal bir meseleymiş.

Fakültede eşdeğer ilaçların biyoeşdeğerlik çalışmalarıyla onaylandığını, etkin maddesinin, dozunun ve biyoyararlanımın belirlenen sınırlar içinde aynı olduğu gibi bilgileri öğrendik. Bu nedenle teorik olarak güvenle sunulabilirler ancak pratikte -hastanın zihninde- “hekimin yazdığı daha iyidir” fikri oldukça yaygın.

Üretici firmaya göre eşdeğer ilacı kabul edip etmeyeceğine karar veren hastalarla ve hatta bazı hekimlerin eşdeğerlere karşı temkinli olduğu durumlarla karşılaştım. Benim için asıl zorluk ise eşdeğer ilacı önerirken hissettiğim tereddüt oldu. İlacın biyoeşdeğer olduğunu bilsem de hastaya bunu aktarırken kelimeleri seçmek zorlaşıyordu. “Aynısı” mı desem, “muadili” mi? Fazla teknik olsam hasta uzaklaşır mıydı? Fazla sade konuşsam yeterince ikna edici olur muydum?

Stajımın sonlarında, eczacı olmayan bir arkadaşımla bu konuyu konuşurken şöyle dedi:
“Yani tamam eşdeğer diyorsunuz ama... bizim gözümüzde sanki bu ilaçlar replikaymış gibi. Hani ikinci, belki üçüncü tercih olması gerekiyor gibi geliyor insana.”
Bu sözler bana önemli bir gerçeği gösterdi: Eşdeğer ilaç algısı yalnızca belli bir kesimde değil, toplumun genelinde böyle şekilleniyor. Biz eşdeğer dediğimizde farmasötik eşdeğerlilikten, biyoyararlanımdan bahsediyorken hasta/hasta yakını “Bu ilaç, asıl ilacın yerine verilen daha ucuz bir seçenek” olarak algılıyor.

Zamanla şunu fark ettim: Eşdeğer ilaçlar hakkındaki sorun çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor ve bu iletişimin yükü, eczacının omzuna bırakılıyor. Özellikle mesleki deneyime görece yeni başlayan bizler, bilimsel gerçeklerle hastaların beklentileri arasında bir denge kurmaya çalışıyoruz.

Eşdeğer ilaçlar biyolojik olarak eşdeğer olabilir ama algısal olarak çoğunlukla eşit değiller. Bu fark bazen ambalajda, bazen hastanın geçmiş deneyiminde, bazen de “Doktor bunu yazdıysa vardır bir nedeni” düşüncesinde saklı.

Yeni mezun bir eczacı olarak hâlâ kendi iletişim dilimi arıyorum. Bu yazıyı yazma nedenim de bu: Eşdeğer ilaçları anlatırken daha iyi bir yol var mı? Bilgiyi güvenle, güveni saygıyla nasıl dengeleyebiliriz?

Siz okuyucuların bu konudaki deneyimleri nedir? Hekim, hemşire, diyetisyen ya da diğer sağlık çalışanları olarak siz de “Eşdeğer ama eşit mi?” sorusunu hiç düşündünüz mü?

SANA UYGUN BİR DÜNYA

Seni biraz tanıyalım.

Mesleğini ve ilgi alanlarını seç. Keşif ekranını senin için düzenleyelim.

Seçimlerin bu tarayıcıda saklanır. Bu önizlemede üyelik oluşturulmaz.
KENDİ DÜNYANI YANINDA TAŞI

Kaynakların seninle kalsın.

Giriş yap; kaydettiğin kaynaklara ve ilgi alanlarına farklı cihazlardan ulaş.

E-postana gönderilen kodla giriş yap. Kaynakların ve tercihlerin hesabında saklanır.